Kayıtlar

Makber’in Gölgesinde Bir Çapkın: Şair-i Azam Abdülhak Hamit

Türk edebiyatının "Şair-i Azam"ı yani en büyük şairi olarak anılan Abdülhak Hamit Tarhan denilince akla ilk gelen, eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı o sarsıcı "Makber" şiiridir. "Eyvah ne yer ne yar kaldı / Gönlüm dolu ah ü zar kaldı" mısralarıyla ölümü ve kaybı edebiyatımızın merkezine oturtan Hamit, aslında sadece kederin değil, hayatın en renkli ve bazen de en "tuhaf" labirentlerinin şairiydi. Bugün gelin, Aynur Demircan’ın değerli tezinden ve Hamit’in kendi anılarından yola çıkarak; hüzün, aşk ve hayret verici kıskançlıklar arasında mekik dokuyan o ilginç dünyaya bir göz atalım. "Gül Seven Niçin Sümbül Sevmesin?" Hamit’in hayatı, birbirine zıt duyguların aynı anda yaşandığı bir sahne gibiydi. Fatma Hanım’ın vefatından sonra Beyrut’ta adeta manen intihar ettiğini söylerken kısa süre sonra Çamlıca’daki köşkünde yeniden doğduğunu haykırabiliyordu. İlk eşine duyduğu derin bağlılık, onun diğer kadınlara olan zaafını hiçbir zaman ...

Edebiyatın "Tutunamayan" Taşralı Berberi: Âdem Yoksun

Boleka ve Dergiciliğin Yalnızlık Senfonisi

Edebiyatın "Salgın" Günlüğü: Âşık Veysel’den Peyami Safa’ya Hastalık İzleri

Aşkın "Aksiyonu" mu, "Hali" mi? Mecnun Neden Farklıydı?

Aşk ve Ayak Parmakları Üzerine Bir Yeniden Okuma

Ruhun Labirentlerinde Bir Gezinti: İmkansızın Şarkısı

Bir Devrin "Kaptan"ı ve "Hangi Edebiyat"ın Bitmeyen Sancısı

Pamuk’un "Yeni" Sularında Bir Kuyu Kazmak: Kırmızı Saçlı Kadın

"Mış Gibi" Yapanların Dünyası...

Savaşın Edebiyatı Olur Mu?

Yaşar Şarkılarına "Kuş Bakışı" Bir Yolculuk

Doğanın Kalbinde Bir Rutin Güzellemesi: Tren Düşleri

Edebiyatın "Acı" İle İmtihanı: Bir Modern Klasik mi, Yoksa Melodram Tuzağı mı?

Zihnimizdeki Cam Tavan: Yalnızlık Bir Kader mi, Yoksa Bir İcat mı?