Orhan Pamuk’un üslubuyla yıldızı barışmayanlardansanız, sizi çok iyi anlıyorum. Ancak son yıllarda Pamuk külliyatında sessiz ama derinden bir makas değişimi yaşanıyor. Masumiyet Müzesi ile başlayan, Kafamda Bir Tuhaflık ile süren ve son olarak Kırmızı Saçlı Kadın ile taçlanan bu süreç, yazarın o eski, okuru yoran labirentvari dilinden sıyrılıp çok daha berrak, akıcı ve "anlaşılır" bir kıyıya yanaştığının kanıtı.
Usta İşi Bir Kurgu: "Şimdi Ne Olacak?"
Pamuk’un dili üzerine ne kadar fırtına koparsa kopsun, hakkını teslim etmemiz gereken bir gerçek var: O, olay örgüsünü bir nakkaş gibi işleyen, okuru hikâyenin içine hapsedebilen bir mimar. Kırmızı Saçlı Kadın, babasız kalan genç Cem’in bir kuyucu çırağı olarak hayata tutunma çabasını anlatırken, okura o tekinsiz "acaba şimdi ne olacak?" sorusunu her sayfada sordurmayı başarıyor.
Yazarın, otuz yıl önce komşusunun bahçesinde gördüğü bir kuyucu ve çırağından esinlenerek kurduğu bu dünya, salt bir gözlem değil; artık unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin (bozacı, kuyucu, nakkaş) tarihsel ve sosyolojik röntgeni niteliğinde.
Doğu ile Batı Arasında Bir Kuyu: Oedipus ve Rüstem
Kitabı sadece bir çıraklık hikâyesi olarak okumak, o derin kuyuya hiç inmemek demektir. Pamuk burada devasa bir karşılaştırmaya soyunuyor:
Batı’da Sophokles’in Kral Oedipus’u: Babayı öldürüp bireye dönüşmenin sancısı.
Doğu’da Firdevsi’nin Rüstem ile Sührâb’ı: Otoritenin bekası için oğulun feda edilişi.
Kırmızı saçlı bir kadının inceliğiyle harmanlanan bu erkek destanları, aslında bizim "otoriteye" ve "baba figürüne" bakışımızın kodlarını çözüyor. Birey miyiz, yoksa bir otoritenin gölgesindeki evlatlar mı?
Eleştiri mi, Hamaset mi?
Romanın yayımlandığı dönemde Murat Bardakçı’nın o meşhur, sert başlıklı yazısıyla başlayan tartışmalara da değinmek gerek. Edebi bir eserden cımbızla parçalar çekip, sanatçıyı "itibarsızlaştırma" gayesiyle hamasi yaklaşımlar sergilemek, edebiyat eleştirisinin değil ancak magazinel öfkenin konusu olabilir. Beklentimiz; yazarı sevmesek dahi, edebi eleştiriyi edeple ve metnin bütünlüğünü gözeterek yapabilen kalemlerdir.
Neden Okumalı?
Yaklaşık 200 sayfalık, hacimsiz ama yoğun bir kitap bu. Sadece sürükleyici bir hikâye okumak için değil; medeniyetlerin insan ruhundaki izdüşümlerini görmek ve mazide kalan bir dünyanın tozunu yutmak için de Kırmızı Saçlı Kadın mutlaka kütüphanenizde yer almalı.
Yorumlar
Yorum Gönder