Varlık Dergisi’nin Kasım 2005 sayısında, Hasan Bülent Kahraman bir dönemi kapatan o soruyu sormuştu: “Ölümünün ardından oluşan bu devasa heyecan dalgası, onun şair kimliğine midir, yoksa yazılarıyla çizdiği öteki kimliklerine mi?” Bugün geriye dönüp baktığımızda, kitlelerin Kaptan’ı bir "sevda şairi" olarak bağrına basarken, onun o keskin zekâyla örülmüş düşünsel mirasını biraz ihmal ettiğini görüyoruz. Oysa Attila İlhan, sadece mısralarıyla değil, "Hangi..." serisiyle Türk düşünce hayatına atılmış en sert formatlardan biridir.
"Hangi Edebiyat"ın Labirentinde
Kendi okuma serüvenimde Hangi Edebiyat'ı elime aldığımda, bugüne kadar "mutlak doğru" kabul ettiğimiz edebi yaklaşımların nasıl bir bir sorgulandığını gördüm. İlhan’ın; I. ve II. Yeni hareketlerine karşı geliştirdiği o sarsılmaz tepki, aslında kişisel bir estetik tercih değil, bir "sentez" arayışıdır.
Garip şiirini de İkinci Yeni’yi de iyi örnekleri üzerinden sevmiş bir okur olarak şunu itiraf etmeliyim: Kaptan'ın işaret ettiği o "köksüzleşme" ve "ekol olamama" hali, bugün edebiyatımızın en büyük çıkmazı olarak karşımızda duruyor.
Sahi, Neden Hakim Olamadı?
İnsan sormadan edemiyor: Neden Attila İlhan’ın savunduğu o yerli ama evrensel, ulusal ama sentezci edebi anlayış, geçici bir rüzgârın ötesine geçip kalıcı bir iklime dönüşemedi?
Bu sorunun cevabı yine Hangi Edebiyat'ın sayfaları arasında gizli. İlhan, edebi akımların sadece "ilhamla" değil, konjonktürle, devlet politikalarıyla ve toplumsal kırılmalarla nasıl şekillendiğini tek tek deşifre ediyor.
Şairin Gölgesinde Kalan Düşünür
Türkiye’de Orhan Veli’nin "Kuyruklu Şiir"ini okurken hüzünlenen ya da Cemal Süreya’nın "Üvercinka"sında aşka düşen "sıradan okur", bu şiirlerin arka planındaki politik zorunlulukları pek düşünmez.
Garip'in bir devlet politikası ürünü olduğu gerçeği,
İkinci Yeni'nin 1960 sonrası baskıcı konjonktürün bir sığınağı olduğu tespiti,
çoğu zaman estetik hazzın gölgesinde kalır. Oysa Kaptan bize; bir şiiri severken aynı zamanda o şiirin hangi tarihsel zemine bastığını sorgulama yetisi kazandırır.
Sonuç Yerine: Mayalanan Düşünceler
Attila İlhan’ı salt bir şair ya da romancı olarak değil, edebi ve siyasi mülahazalarıyla bir bütün olarak düşünmek gerçek bir ufuk açıcı eylemdir. Hangi Edebiyat bana sadece şiiri değil, Türkiye’nin kültürel DNA’sını bir kez daha sorgulattı.
Kaptan'ın bu eserde sorduğu sorular ve verdiği tatmin edici yanıtlar, aslında yeni yazıların da mayasıdır. Zira edebiyat, sadece güzel cümle kurma sanatı değil, aynı zamanda o cümlelerin neden kurulduğuna dair bir "haysiyet" meselesidir.
Yorumlar
Yorum Gönder