Yaşar Şarkılarına "Kuş Bakışı" Bir Yolculuk

Türk pop müziğinin şair ruhlu müzisyenidir Yaşar Günaçgün. O, bestelerini her daim "ezgiler tarafından satın alınmış yüreklere" armağan eder. Peki, 96’dan bu yana hayatımıza sızan bu şarkılarda "sevgili" nerededir? Aşk, Yaşar’ın lügatinde nasıl bir karşılık bulur? Gelin, Yaşar şarkılarındaki o naif "ben"i ve ulaşılamayan "sevgili" imgesini hem edebi hem de sayısal verilerin ışığında inceleyelim.




Şarkılardaki Mahcup Karakter: "BEN"

Yaşar’ın güftelerindeki ana karakter, yani o anlatıcı "ben", modern müziğin alışılagelmiş "sitemkâr ve öfkeli" aşığından çok farklıdır. O, korkuları olan, duvarlarını aşamayan, içine kapanık ama sabırlı bir karakterdir:

“Korkularım var biliyorsun / biliyorsun yaşamım dört duvar...”

Bu "ben", Divan edebiyatındaki o şikayetsiz, cefaya âşık divan şairlerini andırır. Sevgiliden gelen her türlü kederi dert etmeden kabullenir. Onun dünyasında sitem, sevgiliyi incitmek için değil, sadece hafif bir teessüf bildirmek içindir.

Nefrete Dönüşmeyen Sitem: "Kıydılar İkimize"

Yaşar’da ayrılık bile naziktir. Eğer bir ayrılık varsa, suç genellikle sevgiliye değil, "dış etkenlere" atılır. Ya kaderdir bu, ya mevsimlerdir ya da o meşhur üçüncü şahıslardır:

“Mevsimler dönünce yaza / kuşlar döner pişman / şimdi sen mi ben mi / kıydılar ikimize...”

Hatta en sitemkâr görünen şarkılarında bile (örneğin Acıtmıyor Sevdan), aşkı kutsileştirir ve sevgiliyi koruma altına alır. Canı yansa da "acıtmıyor" der; çünkü o sevda artık bir annenin çocuğuna duası kadar saftır.

Sayısal Verilerle Seslenişler: Yâr ve Vuslat

Yaşar’ın şarkılarını matematiksel bir süzgeçten geçirdiğimizde ilginç sonuçlarla karşılaşıyoruz:

  • "Yâr" sözcüğü tam 36 kez tekrar eder. Yâr sadece sevgili değil; dosttur, yardımcıdır, sığınaktır.

  • Sanatçının tam 19 şarkısı doğrudan "vuslat özlemi" temasını işler.

Bu vuslat arzusu, Klasik Türk şiirindeki "ulaşılamayan sevgili" mazmununun modern bir izdüşümüdür. Sevgiliye seslenirken seçtiği kelimeler ise (çiğ tanem, sultanım, serbelam, ahududu şekerim) bir suçlamadan ziyade sonsuz bir şefkatin tezahürüdür.

İmgelerin Gücü: Kuşlar, Deniz ve Kar

Yaşar, şiirsel dünyasını kurarken doğadan güç alır. Kuşların naif ve göçebe yapısı, sevgilinin değişkenliğini ve ayrılığın kaçınılmazlığını simgeler. Deniz ve güneş, sanatçının yetiştiği coğrafyanın (Çukurova ve Ege hattı) ruhunu şarkılara taşır. Kar ise her daim sevgiliye giden yolu kapatan o "ceza-i müeyyide"dir.

Sonuç: Sevgiliyi Korumak

Yaşar şarkılarındaki "sevgili", dinleyici tarafından asla nefret edilecek bir figür haline getirilmez. Yazar/müzisyen, sevgiliyi o kadar yüceltir ve ilahileştirir ki, ayrılık durumunda bile biz dinleyiciler ona kızamayız. Bu, Yaşar’ın sevgiliyi dinleyicinin önüne atmama, onu güftelerinde sakınma ve koruma çabasıdır.

Onun notalarla buluşturduğu sözcükler, gönül ağacımızın dallarına tünemiş birer kuş gibidir. Şairin dediğini Yaşar’a uyarlayarak bitirelim: “Kuşlar gibi cıvıldar, tattırdığın acılar...” 

Üstad!

Yorumlar