Bazı yazarlar vardır, seslerini yükseltmeden kalbinizin en kuytu köşesine sızmayı başarırlar. Melisa Kesmez benim için tam da böyle bir isim. Daha önce Nohut Oda ve Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz kitaplarında duru dile, sadeliğin içindeki akıcılığa hayran kalmıştım. Bu kez yolum, Storytel’de Çiçeklenmeler ile kesişti. Bir çırpıda dinlediğim bu anlatı, yine Kesmez’in kendine has, zarif dokunuşlarıyla bezeliydi.
Bir Hayatı "Eski Bir Göl" Gibi Yaşamak
Kitabın tanıtımındaki can alıcı cümle aslında her şeyi özetliyor: “Orada eski bir göl gibi durup beklemiştim.” Hikâyenin kahramanı Türkan; hayatın tekdüzeliğinde hayallerini, aşkın rengini, hatta kendi sesini unutmuş bir kadın. Bir başkasının açtığı boşluklara sığmaya çalışarak geçen yıllar... Melisa Kesmez, kocasının ölümünden sonra Türkan’ın yaşadığı farkındalığı ve "her şey mümkün" diyerek dünyaya doğru attığı adımları ilmek ilmek işliyor.
Kurgudaki Düğüm: Sabır mı, Karikatür mü?
Türkan’ın içsel yolculuğu beni kolaylıkla içine çekse de, bir okur olarak zihnimi kurcalayan bazı noktalar oldu. Türkan’ın tam 24 yıl boyunca ortada bir çocuk bile yokken, bir "ev arkadaşı" soğukluğundaki eşi Orhan’a bir azize sabrıyla katlanması, kurgu düzleminde beni biraz duraksattı.
Kendi dünyasına hapsolmuş bir adama duyulan bu uzun süreli tahammül, Türkan’ı zaman zaman kanlı canlı bir karakterden ziyade "idealize edilmiş bir kurban" veya hafifçe karikatürize bir tipe mi dönüştürüyor dersiniz? Bu bir yanılgı olabilir elbette ancak 24 yıllık bir durağanlığın ardından gelen o ani kabuk değişimi, kurgusal gerçekliği sorgulamama neden oldu.
Çeperi Yırtmak Bu Kadar Hızlı mı Olur?
Kitapta karakterin ölümden sonraki gidişatını ve özgürleşme çabasını sevdim. Ancak buradaki tek şerhim; bunca yıl rutine sıkışmış bir kadının yolculukta tanıştığı birinin yanına bu kadar çabuk yerleşivermesi. Elbette romanın ana fikri o dar çeperi yırtmak, "ideal kadını" yaratmak; fakat bu keskin virajlar bende karakterin gerçekliğinden ziyade bir kurgu tercihi olduğu hissini uyandırdı.
Çiçeklenmeler, her şeye rağmen insanın kendi kaderini tayin etme cesaretine dair umut dolu, deyim yerindeyse çiçekli bir yolculuk. Benim bu "karikatür" şerhime katılmayan, Türkan'ın sabrını ve dönüşümünü çok daha hayatın içinde bulan pek çok okur olacaktır.
Peki ya siz ne dersiniz? 24 yıllık bir sessizlik, tek bir yolculukla tamamen bozulabilir mi?
Yorumlar
Yorum Gönder