Bazı kitaplar vardır, son sayfasını çevirip kapağını kapattığınızda odadaki sessizlik ağırlaşır. Zihninizde bir uğultu, boğazınızda tarif edilemez bir düğüm kalır. Daniel Keyes’in başyapıtı Algernon’a Çiçekler’i bitirdiğimde tam olarak bu hisle baş başa kaldım. Keşke daha önce okusaydım dediğim ama okuduktan sonra da etkisinden saatlerce çıkamadığım bir yolculuktu bu.
Charlie ve Algernon
Kitabı okurken kendimi Charlie Gordon’un "İlerleme Raporları" arasında kaybolmuş buldum. IQ’su oldukça düşük olan Charlie’nin tek bir hayali vardı: Zeki olmak ve böylece insanlar tarafından sevilmek. Kahramanımız bir gün, üzerinde deney yapılan Algernon isimli bir farenin başarısı sonrası, bu cerrahi müdahalenin ilk insan deneği olmayı kabul ediyor. Okurken beni en çok sarsan şey, Charlie’nin yazım hatalarıyla dolu, saf ve çocuksu dünyasından; kusursuz, felsefi ve bir o kadar da yalnız bir entelektüele dönüşümünü kelime kelime izlemek oldu. Yazarın üslubu o kadar dâhiyane ki; gramer düzelip kelimeler ağırlaştıkça, Charlie’nin dünyasının nasıl karardığını bizzat deneyimliyorsunuz.
Zekâ Her Zaman Saadet mi Getirir?
Kitabı okurken kendime defalarca sordum: Cehaletin mutluluğu mu, yoksa bilginin getirdiği o ağır yalnızlık mı? Charlie zekileştikçe, geçmişte "arkadaş" sandığı insanların aslında onunla nasıl alay ettiklerini fark etmeye başlıyor. Dünyanın o kadar da güzel bir yer olmadığını, insanların göründüğü kadar iyi niyetli olmadığını görmek, Charlie için fiziksel engellerinden çok daha sancılı bir sürece dönüşüyor.
Bu sadece bir bilimkurgu değil; empatiye, kabullenilme arzusuna ve insan olmanın hamuruna dair yazılmış en hüzünlü mektuplardan biri.
Sayfalardan Beyaz Perdeye
Bu etkileyici hikaye sadece edebiyat dünyasını sarsmakla kalmamış, sinemaya da ilham vermiş. Kitabı bitirdikten sonra hemen araştırmaya koyuldum ve 1968 yapımı "Charly" filmine ulaştım. Başrol oyuncusu Cliff Robertson, Charlie Gordon karakterindeki performansıyla o yıl En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını almış. Film 2000 yılında yeniden çekilmiş.
Film, kitabın o hüzünlü atmosferini başarıyla yansıtıyor ancak dürüst olmam gerekirse; kitabın o raporlar üzerinden kurduğu derin psikolojik bağın yeri benim için bambaşka. Yine de bu trajediyi bir de görsel bir şölen olarak izlemek, hikayenin sizdeki etkisini katmerleyebilir.
Yorumlar
Yorum Gönder