Zamana Yenilmeyen Bir Aşkın Somut Karşılığı: Masumiyet Müzesi

"Bu yazıyı, geçtiğimiz günlerde nihayet izleme fırsatı bulduğum romanın beyazperdeye uyarlanması vesilesiyle, zihnimdeki taze izlenimlerle revize ederek yeniden yayımlama gereği duydum. Açıkçası, kitabın o yoğun ve katmanlı ruhunun ekrana nasıl yansıyacağına dair çekincelerim vardı; ancak uyarlamayı tek kelimeyle hayranlık uyandırıcı buldum. Özellikle oyunculuklar, karakterlerin kağıt üzerindeki o tanıdık silüetlerine can suyu vermiş. Romanın o buram buram melankoli kokan kasveti ve baş kahramanların iç içe geçmiş karmaşık duygu dünyaları o kadar ustalıkla beyazperdeye taşınmış ki, Kemal’in Füsun’a olan saplantılı tutkusunu adeta odanın içinde hissettim. Bu başarılı görsel şölenin ardından, Kemal’in eşyalarla kurduğu o sıra dışı bağı bir de kelimelerin ve müzenin sessizliğinde yeniden okuyalım istedim."

***


Birkaç hafta önce İstanbul’un kalbi Cihangir’de adımlarken, bölgenin uğrak noktaları listemizde o tanıdık isimle karşılaştık: "Masumiyet Müzesi". Orhan Pamuk’un 2008 tarihli aynı isimli romanıyla bir bağı olduğunu bilsek de, müzenin mahiyeti hakkında henüz fikir sahibi değildik. Bir mahalleliye, bir de eskiciye danıştıktan sonra Çukurcuma’nın bir çıkmaz sokak nihayetinde bulduğumuz o cumbalı, sevimli yapıyı sesli rehber eşliğinde araladık.

Romanın başkarakteri Kemal Bey’in yıllar içinde biriktirdiği ya da hatıralarının birer nişanesi olarak koleksiyonerlerden edindiği eşyaların sergilendiği bu dört katlı yapıda, her vitrinin önünde dakikalarca durarak keyifli bir yolculuğa çıktık. (Küçük bir not: İçeri girmek için 15 TL ödedik, ancak kitabı halihazırda edinmişseniz 527. sayfadaki bileti damgalatarak müzeyi ücretsiz gezebilirsiniz.)


Müze mi Kitap mı, Kitap mı Müze mi?

Kitabı müzenin mağazasından alıp hemen okumaya başladım. Ancak kitabı bitirdiğimde anladım ki; müzeyi önceden gezmek, hikâyenin sonuna dair ufak "spoiler"lar barındırabiliyormuş. Neyse ki o son birkaç objenin kitaptaki karşılığını gezi esnasında tam olarak kavrayamamışım. Şahsi kanaatim; kitabı okuduktan sonra müzeyi gezmek çok daha anlamlı. Yine de okumadan önceki o görsel temasın, zihinde kurulan atmosferi güçlendirmek gibi yadsınamaz bir avantajı var.

Pamuk’un Kaleminden Bir Psikolojik Panoroma

Bu girizgâhın ardından ilk belirlemem şu: Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un postmodern labirentlerde kaybolmadığı, nispeten "rahat okunabilir" eserlerinden biri. Elbette o meşhur, virgül ve bağlaçlarla birbirine eklemlenen, hiç bitmeyecekmiş hissi veren "Pamuk cümlelerine" hazır olun. Fakat bu üslup, metnin akıcılığını eksiltmek bir yana, adeta nabız atışı gibi hikâyeyi besliyor. Bölümlerin numaralandırılmış olması ise, uzun roman yolculuklarında nefes almayı seven okurlar için gerçek bir muştu.

Romanda; 70’li yılların Nişantaşı burjuvazisinin parıltılı ama kapalı dünyasına, 30’lu yaşlarındaki Kemal’in uzak akrabası Füsun’a duyduğu o "marazi" ve derin aşka tanıklık edeceksiniz. Orhan Pamuk, bu eseriyle daha önce pek girmediği  sulara yelken açarak başarılı bir "psikolojik roman" örneği sunuyor. Kitap-müze projesi olarak edebiyatımızda müstesna bir yere sahip olacağına inandığım bu eserde;

  • Sosyetenin dedikodu çarklarının nasıl işlediğini,

  • Kemal’in günden güne kendi zümresinden nasıl soyutlandığını,

  • Ve 70’li-80’li yılların Türkiye’sindeki sınıfsal tabuları bulacaksınız.

Eğer siz de hatıraları eşyalara, kokulara ve fotoğraflara iliştirmeyi sevenlerdenseniz; Kemal’in çelişkilerine hak verecek, onun sızılarına ortak olacaksınız.

Kurgusal Bir Oyun

Okurken başlangıçta "kusur" olarak not ettiğim bazı anlatımsal noktalar, romanın sonuna doğru Pamuk’un bilinçli hamleleriyle birer avantaja dönüştü. Yazar, okurun "hata" diyebileceği boşlukları kurgunun bir parçası haline getirerek ustaca bir açıklama getirmeyi bildi. Okuyacak olanların merakını zedelememek adına bu detayları kendime saklıyorum.

Sözün özü; kimine göre hastalıklı, kimine göre deruni bir aşk hikâyesini failinden dinlemek ve bu anlatıyı Çukurcuma’daki o naif müzede somutlaştırmak benzersiz bir deneyim. Henüz gitmediyseniz, Masumiyet Müzesi’ni okumalı ve yakın zamanda Keskinler’in evine mutlaka uğramalısınız.

Yorumlar