Varlık’ta Bir "Varlık" Meselesi: 20 Yıllık Şiir Nöbeti

Değerli şair Haydar Ergülen, geçtiğimiz günlerde Oksijen’deki yazısına nefis bir giriş yapmıştı:“Şiirde ‘varlık’ göstermek için, Varlık dergisinde şiiriniz yayımlanmalı! Sizi bilmem, benim 1981’de yayımlandı, Anıların Şiiri. Darısı başınıza! Bunu kuşkusuz övünmek için yazıyorum.” Bu cümleleri bağlamından koparırsanız, karşınızda sadece mağrur bir şair olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa Ergülen’in asıl maksadı başkaydı. O, sadece yaşarken değil, vedasından on yıllar sonra bile şiirde "varlık" göstermeye devam edenleri, en başta da Orhan Veli’yi selamlıyordu.



20 Yıl Kapıda Beklemek

İtiraf etmeliyim; Varlık’ta şiirim yayımlansın diye tam 20 yıl uğraştım. Eylül 2019 sayısıydı... İlk şiirimi o sayfalarda gördüğümde, tıpkı Ergülen’in yazısında bahsettiği Zonguldaklı o "güzel aydınlık" çocuklar —Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur— gibi sevinçten havalara uçmuştum.

Yazıda beni şaşırtan bir detay oldu: Orhan Veli’nin de şiirlerini yayımlatmak için takma isimler (Mehmet Ali Sel) kullandığını biliyordum ama onun bile bu kadar zorlandığını tahmin etmemiştim. O dönemin yayın yönetmeni Yaşar Nabi Nayır, ancak Orhan Veli klasizme yakın durduğunda ona kapıları açmış; meşhur "Garip" tarzına ise zamanla alışmıştı.

"İstediğiniz Gibi": Bir İroni mi, Bir Teslimiyet mi?

Benim hikâyem ise biraz daha inatçıydı. Sesi önemseyen, lirik, ironik ve kelime oyunlarını seven şiir anlayışımla yirmi yıl boyunca o kapıdan içeri giremedim. 2019’da bir gün kendi kendime, "Günün şiirini yazarım ki ben!" dedim. Bağlamdan kopuk sözcükler, imge kaosları, içe dönük ve biraz da yavan dizeler...

Kalemi bilinçaltımın dizginlerine bıraktım ve ortaya "İstediğiniz Gibi" çıktı. Şiiri okuyanlar, alt metindeki o sitemkâr mesajı belki sezerler:

istediğiniz gibi
martı kanadının çıkardığı sesi 
 viyolonsel sesiyle çocuklar
           fikrimin karangu şiirini 
       bir longoz ormanı sessizliğiyle duyar 
      ey haikular yaratan dünya 
      yalın haliyle bilinmez kriptosu 
      ey anlaşılmaz griftlik 
      şiirlerimin batar katı suyunla dolu 
     buyur bilinçaltımın kekremsi tadıyla 
    imge üstüne imge 
    mecaz üstü mecaz
    bir siyahînin büstü kapalı istiare 
    bir elimde kopuz ötekinde bas
   ey esrik ama fiyakalı çocuk bandoları
  billur uykuların karanlık bilmecesi 
   ey anlaşılmaz öykülerimin satır araları
   şiirlerimin adı istediğiniz gibi

Dönüşmek mi, Olduğun Gibi Kalmak mı?

Şiir yayımlandıktan sonra bir şeyi fark ettim: 20 yıldır çocuksu bir inatla tek bir anlayışa bağlı kalmıştım. Değişememiş, yerimde saymıştım. Oysa şiir durağanlığı sevmezdi. Orhan Veli 36 yaşında ölmeseydi, muhtemelen İkinci Yeni’nin de post-modern şiirin de öncüsü olurdu; çünkü o, şiirin nefes alan bir organizma olduğunu biliyordu.

Varlık’ta şiir yayımlatma oyunum böylece son buldu. Artık yirmi yıl önceki kadar katı değilim. Belki de "idrak etmek", bazen yazma yetisinin önüne geçiyor. Bugünlerde 92. yaşını tamamlamak üzere olan o koca çınar (Varlık), Türk şiirinin her dönemine damga vurdu. Umarım bizler de onun gölgesinde daha uzun süre oturmaya devam ederiz.

Yorumlar