20 Yıl Kapıda Beklemek
İtiraf etmeliyim; Varlık’ta şiirim yayımlansın diye tam 20 yıl uğraştım. Eylül 2019 sayısıydı... İlk şiirimi o sayfalarda gördüğümde, tıpkı Ergülen’in yazısında bahsettiği Zonguldaklı o "güzel aydınlık" çocuklar —Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur— gibi sevinçten havalara uçmuştum.
Yazıda beni şaşırtan bir detay oldu: Orhan Veli’nin de şiirlerini yayımlatmak için takma isimler (Mehmet Ali Sel) kullandığını biliyordum ama onun bile bu kadar zorlandığını tahmin etmemiştim. O dönemin yayın yönetmeni Yaşar Nabi Nayır, ancak Orhan Veli klasizme yakın durduğunda ona kapıları açmış; meşhur "Garip" tarzına ise zamanla alışmıştı.
"İstediğiniz Gibi": Bir İroni mi, Bir Teslimiyet mi?
Benim hikâyem ise biraz daha inatçıydı. Sesi önemseyen, lirik, ironik ve kelime oyunlarını seven şiir anlayışımla yirmi yıl boyunca o kapıdan içeri giremedim. 2019’da bir gün kendi kendime, "Günün şiirini yazarım ki ben!" dedim. Bağlamdan kopuk sözcükler, imge kaosları, içe dönük ve biraz da yavan dizeler...
Kalemi bilinçaltımın dizginlerine bıraktım ve ortaya "İstediğiniz Gibi" çıktı. Şiiri okuyanlar, alt metindeki o sitemkâr mesajı belki sezerler:
istediğiniz gibi
martı kanadının çıkardığı sesi
viyolonsel sesiyle çocuklar
fikrimin karangu şiirini
bir longoz ormanı sessizliğiyle duyar
ey haikular yaratan dünya
yalın haliyle bilinmez kriptosu
ey anlaşılmaz griftlik
şiirlerimin batar katı suyunla dolu
buyur bilinçaltımın kekremsi tadıyla
imge üstüne imge
mecaz üstü mecaz
bir siyahînin büstü kapalı istiare
bir elimde kopuz ötekinde bas
ey esrik ama fiyakalı çocuk bandoları
billur uykuların karanlık bilmecesi
ey anlaşılmaz öykülerimin satır araları
şiirlerimin adı istediğiniz gibi
Dönüşmek mi, Olduğun Gibi Kalmak mı?
Şiir yayımlandıktan sonra bir şeyi fark ettim: 20 yıldır çocuksu bir inatla tek bir anlayışa bağlı kalmıştım. Değişememiş, yerimde saymıştım. Oysa şiir durağanlığı sevmezdi. Orhan Veli 36 yaşında ölmeseydi, muhtemelen İkinci Yeni’nin de post-modern şiirin de öncüsü olurdu; çünkü o, şiirin nefes alan bir organizma olduğunu biliyordu.
Varlık’ta şiir yayımlatma oyunum böylece son buldu. Artık yirmi yıl önceki kadar katı değilim. Belki de "idrak etmek", bazen yazma yetisinin önüne geçiyor. Bugünlerde 92. yaşını tamamlamak üzere olan o koca çınar (Varlık), Türk şiirinin her dönemine damga vurdu. Umarım bizler de onun gölgesinde daha uzun süre oturmaya devam ederiz.
Yorumlar
Yorum Gönder