Bu yazı, ilk kez 2011 yılında kaleme aldığım ve edebiyatın tozlu raflarında kalan değerli bir isme selam durduğum bir paylaşımdı. Aradan geçen yılların ardından, metni biraz güncelleyerek yeniden paylaşma gereği hissettim. Bu yazının kıymeti, rahmetli Güngör Uras’ın köşe yazısına bu satırları taşıyarak Selahattin Aldanır’ı daha geniş bir kitleye duyurmasıyla benim için çok daha derin bir anlama büründü. Vefa, sadece yaşayanlara değil, unutulan şairlere de borcumuzdur.
Elimden geldiğince bu sayfalarda pek de bilinmeyen; ancak bilinse "fena olmayacak" şairlere yer vereceğim. Bu dünyadan bir iz bırakıp geçen, ama bıraktıkları izler büyük ustalar kadar derin olmayan adamlar olacak bunlar. Unutmayın, tek farkları sadece o izin derinliği; sesin güzelliği değil!
Antolojide Bir İsim: S. Aldanır
Ataol Behramoğlu'nun Büyük Türk Şiiri Antolojisi'ni yıllar evvel almıştım. Ara ara açar, farklı şairlerden değişik tatlar almayı denerim. Bundan 7-8 yıl önce bir şiir okumuş ve donup kalmıştım. Antolojide tek bir şiiri vardı: Selahattin Aldanır. Behramoğlu adını açık yazmamış, kaynakların çoğunda sadece "S. Aldanır" diye geçiyor. Selahattin olduğunu ancak derin bir araştırmayla öğrenebildim.
İstanbul doğumlu olan Aldanır, hukuk eğitimi almış, memurluk yapmış ve tek bir kitap bırakmış: Memleket Saat Ayarı (1953). Behramoğlu onu Orhan Veli kuşağına dahil ediyor. Şiirindeki o ince sızı, ironi ve mizah, Garip akımına olan o sahici yakınlığını hemen ispatlıyor.
O Müthiş İroni: Tavla Şampiyonu
Beni bu şairin peşine düşüren, antolojide okuduğum o meşhur şiiriydi. Tavlayı azıcık bilenler, şiirdeki o keskin zekâyı ve altındaki acı ironiyi hemen kavrayacaktır:
TAVLA ŞAMPİYONU
YaşasınKazandınız bu partiyi de Oyun üstüne oyun Mars üstüne mars yaptınız Her elde en güç kapıları açtınız Yok ustalığınıza diyecek Ne güzel de geliyor zarınız M emleket gibi hepyek Vatan gibi düşeş Millet gibi gele
Müthiş bir çağdaş hiciv örneği değil mi? Memleketin halini bir tavla zarına sığdırmak ancak "cins" bir şairin harcıdır.
Attila İlhan'ın Tanıklığı
Araştırmalarım sırasında Attila İlhan'ın da bir yazısında ona kısacık da olsa değindiğini gördüm. İlhan şöyle diyordu: "Sâlim Şengil 'in meydana çıkardığı, uzun süre şiirlerini yayımladığı bir de şair vardır ki, yıllardır kayıplara karışmıştı: S. Aldanır ! Meraklısı, bazı dikkatli antolojilerde, adına ve şiirlerinden örneklere rastlıyordu; ama o nerelerde, meçhul! Son aylarda derginin birisinde, -bilmiyorum hangisinde ve ne sebeble-, bir şiirini görerek sevindim: İmge zenginliği, ifâde kolaylığı, konu özgünlüğüyle, -hele o dönemde- hiç de yabana atılabilecek bir şair değildi."
S. Aldanır, derin izler bırakıp kitleleri peşinden sürüklemedi belki ama o zarif "Memleket Saat Ayarı" ile edebiyat tarihimizin en naif köşelerinden birinde bizi bekliyor. Son olarak ulaştığım şu iki dizeyle bitirelim; sesini duymak isteyenlere birer nefes olsun.
Görüşmek dileğiyle...
Yorumlar
Yorum Gönder