Fırından Yeni Çıktı: Özgür Çırak’tan "Baksan Herkes İyi"

Özgür Çırak, benim radarıma ilk kez Ormandan Gece Gelen adlı novellasıyla yakalanmış; o günlerde kullandığı yerli yerinde benzetmeleri ve okuru gülümseten nüktedan diliyle "takip edilmeli" dedirtmişti. Yazarı, İletişim Yayınları’ndan taze çıkan yeni romanı Baksan Herkes İyi ile tekrar selamlama şansı buldum. Söylemeliyim ki; o tanıdık, kıvrak zekâlı anlatımla yeniden karşılaşmak gerçekten mutluluk verici.





İsminde Saklı Mizah, Metinde Gizli Derinlik

Kitabın adı bile yazarın nasıl bir mizah anlayışına (humour) sahip olduğunu daha kapaktan fısıldıyor. Yine hacimsiz, novellaya göz kırpan ama içi dopdolu bir roman var karşımızda. Çırak, bu eserinde ilahi bakış açısını temel alsa da anlatımını çok farklı enstrümanlarla süslüyor. Anlatıcının yer yer araya girip yorum yapması, okurla dertleşmesi veya hikâyenin bir kurgu olduğunu hatırlatması bizi doğrudan üstkurmaca tekniklerine götürüyor.

Bunun yanı sıra; karakterlerin zihnindeki sıçramalar, şizofrenik bir edayla alınan emirler ve mantık silsilesinden âzâde iç konuşmalar, bilinç akışı tekniğinin ne kadar ustaca kullanıldığını gösteriyor. Tüm bu yapı taşlarını birleştirdiğimizde, eseri rahatlıkla 2000’lerin o kendine has postmodernist roman çizgisine yerleştirebiliyoruz.

90’ların Karanlığında Üç Karakter, Bir Kasaba

Roman, 90’ların o gri ve puslu atmosferinde üç ana karakter etrafında şekilleniyor:

  • Sönmez: Meslek hayatının son demlerini yaşayan bir lise müdürü.

  • Muhsin Kara: Kasabanın şerifi gibi davranan işgüzar bir jandarma komutanı.

  • İlhami Kemal: Yeğeninin ortadan kaybolmasıyla büyük bir sınav veren müteahhit.

Özgür Çırak, bu üç önemli şahsiyetin etrafına yan karakterleri de serpiştirerek bizi Maraş Olayları’nın sarsıcı sonuçlarına kadar götürüyor. İnsanlığın yerlerde serildiği manzaralara yapılan referanslar, yazarın güncel meseleleri kendi üslubuyla ne kadar maharetle işlediğinin kanıtı.

Küçük Bir Eleştiri: Panorama Meselesi

Romanın sonuna dair küçük bir "kusur" notu düşmek gerekirse; Çırak, hikâye nihayete erdikten sonra karakterlerin sonraki hayatlarına dair bir panorama sunmayı tercih etmiş. Tıpkı Suç ve Ceza’da Raskolnikov’un sürgün yıllarını izlemek gibi… Bana kalırsa, bu klasik edebiyat alışkanlığı olmasa, hikâye o belirsizliğin gücüyle kalsa çok daha vurucu olabilirmiş.

Son Söz

Her şeye rağmen, Özgür Çırak’ın bu yeni eseri, merak ögesini diri tutan yapısı ve ustalığıyla okunmayı sonuna kadar hak ediyor. Eğer postmodern tekniklerle yoğurulmuş, ironisi bol ve alt metni güçlü bir yerli roman arıyorsanız; "Baksan Herkes İyi" listenizin ilk sırasında yer almalı.

Şimdiden iyi okumalar!

Yorumlar