Bir Otobüs Yolculuğundan Fazlası: O Eksik Parça

Bu kitabı ikinci kez okudum. Tam altı yıllık bir aranın ardından, Sıtkı Silah yeni bir eserle okurlarını selamlamıştı. Edebiyat dünyasında özellikle öyküleriyle kendine sağlam bir yer edinen Silah; Büyülü Zamanlar ve Albüm'ün ardından, üçüncü romanı O Eksik Parça ile yeniden karşımda. Çiçeği burnunda yayınevi Olisipo’nun ilk meyvelerinden biri olan bu eser için, hacminden ziyade yoğunluğu nedeniyle "novella" tanımını kullanmak çok daha yerinde olacaktır. Yazar, önceki romanlarındaki o geniş külliyat yerine, bu kez daha rafine ve vurucu bir metne odaklanmış.

Kitabın tasarımı, yazarın yazarken kullanmaktan keyif aldığı o meşhur defter kapaklarını anımsatıyor; sade ve bir o kadar yazara özgü. Arka kapak yazısında da belirtildiği gibi: “...Bir tasarımcının Adana-Ankara arasında yaptığı otobüs yolculuğunu anlatıyor aslında, hikâyesi bu kadar. Yani hemen hemen.”

Sıtkı Silah, adeta bir video kamerayı çalıştırıp kahramanın eline tutuşturuyor. Biz de onun gözünden; bir semt şubesinde servisin gelmesini bekliyor, yerdeki bir balgama bakamamanın iğrintisini paylaşıyor, çocuklu bir ailenin yolculuk ritüellerini izliyor ve nihayet otogarın o kaotik atmosferinden sıyrılıp "yalan vaatli" ama oldukça rahatsız bir otobüs koltuğunda Ankara’ya doğru yol alıyoruz.

Edebi Bir Not: Sıtkı Silah’ın yazın dünyasında "mekân" ve "yolculuk" temaları sıklıkla karşımıza çıkar. Yazarın 2018 yılında yayımlanan Albüm romanı da geçmişe yapılan zihinsel bir yolculuğu merkeze alırken, O Eksik Parça bu yolculuğu çok daha dar bir zamana ve fiziksel bir güzergâha (Adana-Ankara) hapsederek derinleştiriyor.

Güçlü tasvirler, rüyalar ve yerinde geriye dönüşlerle (flashback) bezeli bu metinde, kahramanın duygu dünyasındaki iniş çıkışlar tam bir sinematografiyle aktarılmış. Eğer yazar karakteri bu kadar derinlemesine işlememiş olsaydı, karşımızda yetkin bir "durum öyküsü" var diyebilirdik. Ancak Silah’ın detayları ilmek ilmek işlemesi ve yan karakterleri kurguya dahil etme biçimi, öyküyü ustalıkla bir novellaya dönüştürüyor.

Sıtkı Silah’ın en sevdiğim özelliği ise, çoğumuzun bir otobüs yolculuğunda aklından geçen ancak kağıda dökmeye değer bulmadığı o ince tespitleri paylaşması. Kahramanlarını tam da aramızda dolaşan, bizim gibi tepkiler veren kişilerden seçiyor. Bu da okurda şu hissi uyandırıyor: "Evet, tam olarak ben de böyle hissederdim!"

Romanın kurgusu bir şehirden diğerine yapılan bir yolculuğa yaslanıyor; tıpkı hayatın kendisi gibi her türlü olasılığı içinde barındırıyor. Kahramanın kullandığı yapboz metaforu ise ismin neden "O Eksik Parça" olduğunu kusursuz bir şekilde açıklıyor: Bu kitap, aslında hangi parçamızın eksik olduğunu bize sorgulatan bir "yapboz-roman."

Kısa sürede yoğun duygular deneyimlemek ve akıcı bir dille örülmüş merak uyandırıcı bir hikâyeye tanık olmak isteyenler için bu kitabı mutlaka öneriyorum. Özellikle yapboz yapmayı sevenler ve o son parçanın yerine otururken çıkardığı o rahatlatıcı "tık" sesini özleyenler, bu kitabı listelerine iki kez eklemeli.

Keyifli okumalar!

Yorumlar