Bir Devrin Başladığı Yer: Orhan Veli’nin Evi Satılıyor

İstanbul’un rüzgarı, Beykoz’un denizi ve bir belediye çukurunda yarım kalan o koca hayat... Türk şiirinin "Garip" ama en samimi yüzü Orhan Veli Kanık’ın 13 Nisan 1914 sabahı saat 07.00’de gözlerini açtığı o meşhur ahşap konak, bugünlerde hüzünlü bir satış ilanıyla gündemde.

Gazete Oksijen’de yer alan haber, edebiyatseverlerin boğazında bir yumru oldu. Şairin doğup büyüdüğü, duvarında doğumunu müjdeleyen o levhanın asılı olduğu Beykoz’daki ev, bugünkü sahibi Osman Özer tarafından satışa çıkarıldı.




Bir Kültürel Mirasın Sessiz Vedası

Bu ev sadece taştan ve ahşaptan ibaret değil; içinde Saray Orkestrası şefi bir babanın sanatçı ruhunu, "Aşk Resmi Geçidi"ni diş fırçasına sarılı halde bırakan o fırtınalı hayatın ilk adımlarını barındırıyor. Konak, 1939’da Orhan Veli’nin kız kardeşi Firuzan Yolyapan’dan satın alınmış. Şimdiki sahibi 80 yaşındaki emekli makine mühendisi Osman Özer, yarım asırdan fazla bir süredir bu mirası sırtında taşımış.

Ancak Osman Bey’in şu sözleri, bireysel çabanın bir noktada nasıl tıkandığını acı bir şekilde yüzümüze vuruyor:

"Emekli maaşımla konağa bakamıyorum, çürüyüp gitmesine de gönlüm el vermiyor."

Neden Bir "Garip" Müzemiz Yok?

Seray Şahinler’in Ağabeyim Orhan Veli kitabında şairin kardeşiyle yaptığı röportajları okuyanlar bilir; bu köşk şairin dünyasında bambaşka bir yere sahipti. Orhan Veli’nin denizle olan o meşhur dostluğu, belki de ilk bu evin pencerelerinden Beykoz sahiline bakarken başladı.

Burada sormamız gereken asıl soru şu: Kültürel miras dediğimiz şey, sadece şahısların vicdanına ve cüzdanına mı emanet edilmeli?

Cumhuriyetin en devrimci şairlerinden birinin hatırasını yaşatmak, o ahşap yapıyı "pamuklara sarıp sarmalamak" toplum olarak ve yetkililer olarak hepimizin borcu değil mi? Osman Bey’in gönlünde yatan aslan belli: Buranın bir müze olması.

Sonuç Yerine: Sesimizi Duyurabilir miyiz?

"İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı" diyen bir adamın doğduğu evin, bir emlak sitesi ilanında kaybolup gitmesine izin mi vereceğiz? Orhan Veli, hayatı boyunca sıradan insanı şiirin merkezine koydu; şimdi sıra o "sıradan insanların" onun mirasına sahip çıkmasında.

Beykoz’daki o konak, sadece bir gayrimenkul değil, Türk edebiyatının kalbinin attığı ilk yerdir. Umuyoruz ki bu satış ilanı, evin bir ranta kurban gitmesine değil, bir Garip Müzesi’ne dönüşmesine vesile olur.

Yorumlar