Bahçıvan ve Ölüm: Bir Vedanın Anatomisi

Bahçıvan ve Ölüm, uzunca bir süre kitabevlerinin girişinde ve "çok satanlar" raflarında beni selamlayıp durdu. Kendi adıma 2025 yılı boyunca bu kitabı ne zaman görsem, popüler olana karşı beslediğim o kronik ön yargı nedeniyle mesafemi korudum. Ancak senenin sonunda, o yılın en çok ses getiren eserlerini (kişisel gelişim kitaplarını dışarıda tutarak) okumaya karar verince, sayfalarını araladığım ilk kitap da bu oldu.
 

Okudukça anladım ki; ön yargım bu kez tamamen yersizmiş.

 Roman mı, Anı mı?

Kapağında "roman" ibaresi yer alsa da, Georgi Gospodinov’un bu eserine tek bir türün gömleğini giydirmek pek kolay değil. Zaten yazarın kendisi de kitabın sonuna doğru, yazdıklarını nasıl tanımlayabileceğimize dair çeşitli ipuçları bırakıyor. Bahçıvan ve Ölüm’ü, otobiyografik izler taşıyan, anı ve anlatı sınırlarında gezinen bir roman olarak tanımlamak daha doğru olur.

 Gospodinov, bu eserinde aslında hepimiz için kaçınılmaz ama bir o kadar da ağır olan bir süreci; babasıyla vedalaşma hikayesini kâğıda döküyor. Benzer kayıplar yaşamış okurlar için zaman zaman zorlayıcı olabilecek bu metin, yazarın kurduğu içten bağ sayesinde şaşırtıcı bir şekilde sağaltıcı bir etkiye de sahip olabilir.

 Bir Not: 2019 yılında yayımlanan bu eser, Bulgar edebiyatının yaşayan en büyük kalemlerinden biri kabul edilen ve 2023 yılında Zaman Sığınağı ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan Gospodinov’un, yas ve hafıza üzerine kurduğu en güçlü köprülerden biri.

 Şairin Kelimelerle Dansı

Gospodinov ile bu kitap vesilesiyle tanışmış oldum. Komşu bir ülkenin, bizden çokça iz taşıyan insan yaşayışına ve kültürüne onun satırlarından tanıklık etmek büyük bir keyifti. Yazarın üslubundaki o büyüleyici akıcılığın, sokağın diline yaklaşan samimiyetinin yanı sıra, şiire gönül vermiş bir entelektüel olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. 

Şair kökenli yazarların dile hâkimiyetleri ve sözcüklerle oynamaktaki maharetleri kendisini hemen belli ediyor. Ne zaman dilinden büyük keyif aldığım bir roman okusam, yazarın geçmişini kazıdığımda altından mutlaka dizeler çıkıyor. Tıpkı bizim edebiyatımızdaki Attilâ İlhan, Melih Cevdet Anday veya Murathan Mungan gibi; Gospodinov da kelimeleri bir şair titizliğiyle işliyor.

 Son Not

Benim için kitabın en etkileyici sekansları, ölüm sonrası sürece dair anımsamalardı. Gospodinov, bu bölümlerde tam bir bilinç akışı tekniğiyle duygularını sansürsüzce aktarmış.

Aranızda bu kitabı okuyanlar varsa, yorumlarda sizi en çok etkileyen bölümü paylaşmanızı çok isterim. Bir sonraki kitapta görüşmek dileğiyle.


Yorumlar