Dile kolay; tam on beş yıl önce, 7 Eylül 2009 bir Pazartesi günü, Edebiyat Meclisi’nin poetikasını yayımlamışım. "Yayımlamışım" diyorum ama aslında o günlerde büyük bir "biz"den bahsediyordum. Hepimizin yazacağı, edebiyatın her köşesine dokunacağı dijital bir dergi hayal etmiştim.
Aslında bu sevda daha eskiye, 2004 yılına dayanıyor. Henüz üniversiteden yeni mezun olmuş bir grup arkadaş, bizden tecrübeli bir büyüğümüzün önderliğinde "Sığınak" adlı basılı bir dergi çıkarıyorduk.
Tam bir amatör ruhla, 500 YTL maaş aldığımız o günlerde 20 YTL’mizi dergiye ayırarak, matbaadan çıkan her sayının heyecanını yaşıyorduk. Şiirlerin vokabüler değerlerinden tutun, sert sessizlerin istatistiğine kadar yapılan o "deneysel" şerhleri ve dış görünüşümden dolayı şiir yazmama şaşıran dostlarımı hiç unutmadım. Yıllar sonra o şaşıran arkadaşımın, Doğu'da bir okulda öğrencilerine şiirlerimi okuttuğunu öğrenmek, bana edebiyatın o görünmez bağlarını bir kez daha hatırlatmış ve beni tebessüm ettirmişti.
Dijital Bir Miras: 15 Yıllık Muhasebe
Edebiyat Meclisi bu 15 yılda pek çok eve konuk oldu. Şiir yarışmaları yaptık, onlarca yorum aldık; hatta rahmetli Güngör Uras bir yazımı köşesine taşıdı. Eyfel Kulesi’nin o "kötü" görünüşüne dair bulup siteye eklediğim kısa bir hikâye binlerce kez paylaşıldı.
Evet, 28 yaşındaki o delikanlı bugün 44 yaşında artık. Edebiyat Meclisi de doğdu, büyüdü ve şimdi ergenlik dönemine ulaştı. Bu dijital çöplükte bir platformun başında durabilmek, onu yolda bırakmamak başlı başına bir işti. Ancak şimdi, tıpkı Cumhuriyet döneminden bugüne uzanan ve edebiyatımızın kalesi olan Varlık Dergisi'nin (1933'ten bugüne) zaman zaman poetik bakış açısını güncellemesi gibi; bizim Meclis için de değişim zamanı geldi. Ne de olsa Yapay Zeka Devrimi'ni yaşıyoruz.
Yeni Dönem: Kişisel Bir "Akıl Defteri"
Artık Edebiyat Meclisi, poetikasını yeniliyor. Bu kez "edeceğiz" demiyorum; daha bireysel, kurucusunun daha çok sahiplendiği, bir nevi "memento" (hatırlatıcı) ve akıl defteri tadında bir yolculuk başlatıyorum. Burası, yolu bu hana düşen yolcularına ışık tutacak bir durak olmaya devam edecek. Dijital kirlilikten yılmışlara, dijitalden bir panzehir sunacağım. Evet, kör kuyuya bir taş atma olasılığının buz gibi bir gerçek olduğunu bildiğim halde hem de.
Belki benim dışımda da kalem oynatanlar, videolarıyla varlık gösterenler olacak. Ama en önemlisi; meclis işlemeye, edebiyatın o sağaltıcı rüzgârı esmeye devam edecek. Alışkanlıkların döngüye girdiği bu dönemde, belki blog kültürünü yeniden canlandıracağız, kim bilir?
Belli olan tek bir şey var: Edebiyat Meclisi yeniden ayağa kalktı. 15. yılımızda, bu yolculukta bana eşlik etmeniz dileğiyle.
Sevgiler.
Yorumlar
Yorum Gönder